Neden Hukuk Devleti

 

Demokratik hukuk devletinde iktidar erkinin uygulamalarını HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ anlayışı şekillendirmektedir.

HUKUK DEVLETİ’ni KANUN DEVLETİ’nden ayıran en önemli fark; HUKUK DEVLETİ’nin hukukun üstünlüğünü, çoğulcu, çok sesli ve katılımcı demokrasiyi temel prensip kabul etmesidir.

İktidar erki için “HER YOL MEŞRUDUR” anlayışı; demokrasiyi zehirleyen, hukuk dışı keyfi uygulamaların da kaynağı haline gelir.

Bir rejim eğer; içeride kendi yurttaşına totaliter ve dışarıdan gelen etki ve baskılara açıksa; bu rejimin adı demokrasi değil, “İKTİDAR ODAKLI” ve hukukun üstünlüğü eksenine oturmayan “BASKICI” bir rejimdir.

Böyle bir ortamda TOPLUMSAL MUHALEFETİN GÜCÜ; aynı zamanda, demokrasinin de gücüdür.

Yasama ile yürütmenin iç içe girmesi, yürütmenin yasama ile birlikte YARGIYI da yönlendirmesi; KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİ’nin ve DEMOKRASİ’nin ruhuna aykırıdır.

“ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.” Adalet kaybolursa DEVLET, çökme sürecine girer.

Standardı yüksek, kaliteli bir demokraside YARGININ ve MEDYANIN üzerinde SİYASAL BASKI olmamalıdır.

HUKUKUN OLMADIĞI YERDE DEVLET; ÖRGÜTLENMİŞ BİR ŞİDDET ODAĞIDIR.

Öyle bir ortamda; “TEMEL İNSAN HAKLARI DA YURTTAŞLIK HAKLARI DA UYGULANAMAZ.”

YARGININ DİNLENMESİ

Gerekçesi ne olursa olsun yargı mensuplarının cep, ev ve işyeri telefonlarının dinlenmesi, fiziki takibe alınması; HUKUK DEVLETİ ve HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ilkesiyle bağdaşmaz.

Yargıtay Başkanı Gerçeker’in yargıç ve savcıların telefonlarının dinlenmesiyle ilgili olarak “KANUNA UYGUN OLAN HERŞEY; HUKUKA UYGUN DEĞİLDİR” şeklindeki sözleri, bir yandan KANUN DEVLETİYLE HUKUK DEVLETİ arasındaki farkı ortaya koyarken diğer yandan da siyasi iradenin kanun bahanesine sığınamayacağını anlatmaktadır.

Yargıtay’ın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın, yargıçlar ve savcıların telefonlarının dinlenmesi adalet mekanizmasını işlemez hale getirir.

Yargının baskı ve kuşatma altında olması; rejimin niteliğini değiştirir.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili Kadir Özbek’in “YARGI SAVUNMA HALİNDEDİR” sözleri; yargının saldırıya uğradığını göstermektedir.

Toplumun ve bireylerin hak ve hukukunu savunma durumunda olan yargının kendisi savunma pozisyonundaysa; demokrasinin dayanaklarından biri arızalı demektir.

Yargı güvende değilse; hukuk güvenliği de hukuk devleti de insan hakları ve özgürlükler de yoktur.

Herkesin dinlenme endişesini yaşadığı bu “KORKU İKLİMİ” dağıtılmadan insan haklarından, bireysel özgürlüklerden ve demokrasiden söz edilemez.

Sonuç olarak: HUKUKUN OLMADIĞI YERDE DEVLET; ÖRGÜTLENMİŞ BİR ŞİDDET ODAĞIDIR.

 
Bu sitenin içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması açık olarak yasaktır. © Copyright EGEKOOP hakları saklıdır.