İzmir'e Faşist Demek

 

İzmir’de yaşanan olaylar neden değil; DTP’nin özensiz yaklaşımlarının oluşturduğu birikimin sonucudur.

Devlet; sadece Güneydoğu’nun ve Kürtler’in haklarını değil; Türkiye’nin tümünün hak ve özgürlüklerini korumakla yükümlüdür.

Özgün adı “KÜRT AÇILIMI” olan proje; ülkeyi yönetenlerin donanımsızlığı, özensizliği ve zaafları yüzünden “KÜRT SORUNUNU” çözmek bir yana, Türkiye’nin Batısında bir “YENİLGİ VE EZİKLİK PSİKOZU” yaratarak bu kez de “TÜRK SORUNUNU” ortaya çıkarmıştır.

“KÜRT AÇILIMI” projesinin arkasında halk desteği ve toplumsal mutabakat olmadığı için bu haliyle barışı sağlayamayacağı açıkça görülmeye başlanmıştır.

Süreç; toplumsal yumuşamaya yol açacağı yerde “AYRIŞMA, GERİLİM VE ÇATIŞMA”  nedeni olmuş; birlik ve beraberliği dinamitlemiştir.

Etnik kimlik siyaseti ve din odaklı politika; köken, kimlik ve inanç sorgulamasını, farklılaşmayı ve kutuplaşmayı ortaya çıkarmıştır.

Bu gelişmeler paralelinde Başbakan Erdoğan’ın, “AÇILIM PROJESİNİN UCU AÇIKTIR. HAZMETTİRE HAZMETTİRE KABUL ETTİRECEĞİZ” sözü; belirsizliği, kaygıyı ve kuşkuyu yoğunlaştırarak gerginliğin artmasına ve hem projeye hem de Hükümet’e halk desteğinin azalmasına neden olmuştur.

Siyaset; OLANLARIN yanında ALGILAR üzerinden yapılmaktadır.

Hükümet; bir yandan “AÇILIM” sürecinde ortaya çıkan krizi yönetememiş, diğer yandan da ALGILARI provokatif bir niteliğe büründürmüştür.

İZMİR, ÖZGÜRLÜKLER KENTİDİR

İzmir; demokratik olgunluğa erişmiş, özgürlükleri özümsemiş; çağdaş, ilerici, hoşgörülü, dayanışmacı ve barışçı insanların kentidir.

Demokratlık, hoşgörü ve barış İzmirlinin iliğine, kemiğine işlemiştir.

İzmir’e ve İzmirliye “GAVUR, FAŞİST” demek en büyük haksızlık ve iftiradır.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün İzmir için “FAŞİST” sıfatını kullanması; provokasyon, ırkçılık ve bölücülüktür.

Unutulmamalıdır ki demokrasi; özgürlükler, haklar ve aynı zamanda da sorumluluklar rejimidir. Ahmet Türk de demokrasi istiyorsa, sorumlu davranması gerektiğini bilmelidir.

Kutuplaşma ve gerilim ortamında semboller ve sloganlar, farklı anlamlar yüklenerek provokatif etki yapabilmektedir. Sözcükleri ve sembolleri “TAHRİK” unsuru olarak kullanmamaya özen göstermeliyiz.

PKK bayrakları, PKK giysili çocuklar, zafer işaretleri ve bölücü sloganlar; İzmir’de tahrik edici etki yapmış, halkı derinden yaralamış ve infiale sürüklemiştir. Böylece; İzmir’de yaşananlar bu tahriklerin sonucudur.

“ALEVİ-SÜNNİ, KÜRT-TÜRK” ayrımına dayalı politikalar; birlik-beraberlik ve kardeşlik temeline yerleştirilmiş “DİNAMİT” işlevi görür.

Cumhuriyet; din, dil, ırk, kan ve kafatası rejimi değildir.

Sonuç olarak: Herkesin sorumlu ve özenli davranması gereken bir süreçten geçiyoruz.

 
Bu sitenin içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması açık olarak yasaktır. © Copyright EGEKOOP hakları saklıdır.